Bağışlama….

Bağışlamanın (mağfiret , örtme) kulda iki hükmü vardır : Birincisi kulu cezalandırmadan gizleyerek günahın silinmesi, diğeri ise, günah kendisine gelmesin diye koruma ve sakınmadır. Tövbekar, günahsız demektir, çünkü tövbe günahın silinmesidir. Öyleyse mağfiret, ancak tövbe etmemiş oldukları durumda günahkarlara gelebilir ve hükmü ortaya çıkar.

Muhyiddin İbn Arabi (k.s.)

———————

Buradan şunu anlıyoruz ki Allah’a dua ederken ;

1- günahlarımızı örtmesini ( Settar ) yani ahirette bu günah fiillerimizi Allah’tan başka hiç bir yaratılmışın görmeyeceği şekilde örtmesini,

2-günah fiiller ile bizim aramızı örtmesini ( bu sayede bizim günahlara ulaşmamıza mani olduğu gibi günahların da bize ulaşmasına mani olmasını ),

3-bilerek yada bilmeden işlemiş olduğumuz günah fiillerimizden dolayı bizi affetmesini, bağışlamasını, tövbelerimizi kabul ederek günahlarımızı silmesini ( hiç işlememiş gibi tertemiz olmayı ),

4-günahlarımızı sevaba tebdil ettiği ( sevaba çevirdiği) halis kullarından olmayı niyaz edelim ki duamız da bu hususta kamil bir dua olsun inşaAllah.

Allah en doğrusunu bilir.

 

Ahmet Şahin Hoca’dan Allar Razı olsun…

Read More

Sevgi Sırrı

 Sevgi, insanın en ince ve hassas vicdan hislerinin meydana getirdiği, merhamet ve şefkat duygularının bir eseridir. Vicdan hükmü kalpteki iyi ve kötü bütün varlığı yakarak silip atmış ve orasını ayna gibi tertemiz bir hale getirmiş olduğundan, Cenab-ı Hak o kalbe, tecelli tahtını kurmuştur. Böylece bütün benliği Hak sevgisi kaplamış ve o kimse artık, sevgiden ibaret olmuştur. Artık o her şeyi, her şey de onu sever olmuştur.

Bu nedenle o kimse, Cenab-ı Hakk’ın dostluk, intibak ve esenlik sıfatları ile sıfatlanıp, haslar (seçkinler) zümresine  girmiştir. Artık o insanın her iki dünyada da yeri cennet, makamı ise, sefa ve dostluktur.

İslamiyet, sekiz esasa dayalıdır. Bunlara “sekiz cennet kapısı” denir. Ayrıca divanlarda, “sekiz uçmak” diye de anılır:

  1. Merhamet ve şefkat, 2. Doğruluk, 3. Sadakat, 4. Cömertlik, 5. Sabretmek, 6. Sır tutmak, 7. Fakirliğini ve acizliğini bilmek, 8. Rabbine şükretmek.

İşte bunlar olmadan, her iki dünyada da huzur, mutluluk ve cennet olmaz.

Bu güzel huylarla huylanan ve benliğine maleden bir insan, gereği gibi bir müslüman ve Resulüne layık bir insan demektir. Çünkü bu güzel huy ve ahlâklar, Peygamberimiz Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem’e ait güzel huy ve sıfatlardır. Ve keza ondan da ailesine, evladına ve ashabına tecelli ederek, İslamiyet’in temel unsuru haline gelmiştir. Kur’an, böyle beyan ve ilan etmektedir.

Bunun için de İslamiyet, kelime-i şehadet’le camide cennet aramaktan ibaret değildir. Bunlardan biri eksik olursa insan, gerçek müslüman sayılmaz. Çünkü Allah’ın vahyindeki sırların sağlamlığı, bunlarla ayakta durur. Bunun için de hayatın devamı, huzur ve mutluluğu, bu esaslara bağlıdır. İnsan, yaşamında daima iyiye, güzele ve doğruya dayalı olmalıdır. Ölümsüzlük ve ebedilik, bu gerçeklerle mümkündür.

İşte bu yüzdendir ki, yukarıdaki esaslar, insanlığın ve Hak yolcularının elinde daima bir ışık ve bir meşale olmuştur. İnsan nasıl ki karanlıkta önünü göremez ve yol alamazsa, aynı şekilde Yaratan’ına da varamaz. Cenab-ı Hak, “Işık olun, Bana gelin, sırrıma erin” diye bizlere hitabediyor ve bizleri diliyor. İşte bu hitabın anlamını o yüce Peygamber, Mirac yaparak bizlere anlatmak istemiştir. Şu halde bu hakikat ışıkları olmadan bu cehaletin karanlığında, Rabbimize nasıl yol bulup onun rızasına layık olacağız? Demek oluyor ki gerek şeriatta, gerek tarikatta ve gerekse hakikatta olsun, değerli olan bu güzel huy ve sıfatlardır.

Bu gerçeklere sahip olmayan Rabbine layık olamaz. Çünkü 100 Suhuf ve 4 Kitab’ın sırrı budur. İnsanlığa ve beşerî vicdanlara hayat kaynağı olan, neşe, huzur ve mutluluk bahşeden, bu sekiz esastır.

Dünyada ne kadar güzel huy ve ahlâk varsa, hepsi bunların içindedir. Bu nedenle bunlara, “sekiz cennet kapısı” denmiştir. Bunlara sahip olanlar, zaten bu alemdeyken cennet hayatı sürerler.

Yedi tamuya gelince: Bu cehennem kapılarını açan huylar da şunlardır:

  1. Gurur, 2. Hırs, 3. Kıskançlık, 4. Bölücülük, 5. Dedikodu, 6. Şehvet, 7. Öfke.

İşte dünyada ne kadar kötü huy ve ahlâk varsa, onlar da bunların içindedir. Onun için her kim iyiyi, güzeli ve gerçeği kabul etmezse, kişiliği ne olursa olsun ve ne kadar suret-i haktan görünürse görünsün, onun gönlünde bunlar yatıyor demektir. İsterse başı secdeden kalkmasın, hiç bir önemi yoktur. (Gerek insanlık ve gerekse İslamiyet, gerçeklere dayanmakla olur. Keyfine göre hareket edip benliğe kapılarak, riya, gösteriş ile İslamiyet olmaz. O takdirde yedi tamunun gurur ve isyan kapılarını, insan kendisine açmış olur.

Read More

Unutma

UNUTMA

 

 

 

Yaptığın iyiliği unut, gördüğün kötülüğü unut

Ama hesap gününü unutma.

 

Gez, dolaş, çok yaşa

Ama ölümü unutma.

 

Sev, sevil, yardımcı ol

Ama muhtaç olduğunu unutma.

 

Dünyayı gör, tanı kâm al

Ama ahireti unutma.

 

Kapı kapı dolaşıp yardım dile

Ama Allah kapısını unutma.

 

Ana, baba, eş ve evladı sev

Ama Resulü Ekremi unutma.

 

Sevinip üzülüp ah ve oh de

Ama Allah demeyi unutma.

 

Her eline geçen için Allaha şükret

Ama ana babayı da unutma.

 

Tartı, ölçü ve hüküm sahibi ol

Ama mizanı unutma.

 

Her geçen günün aydın olsun

Ama mezarı unutma.

 

Alimler sohbetinde bulunup ilim kap

Ama edebi unutma.

 

Bol kazanç peşinde koş, durmadan çalış

Ama fakirin hakkı zekâtı unutma.

 

Gayeye ulaşmak için her köprüden geç

Ama sıratı unutma.

 

Allaha kulluk için her çareye başvur

Hem de namazı unutma.

Read More