18 Mar

Sümbül Efendi Hz.

Sünbül Efendi (d. M.1452 / H.856) – ö. M.1529 / H.936), İstanbul’un büyük velîlerinden. Sünbüliyye Sufi tarikatının kurucusudur (ayrıca Sunbuli olarak da söylenir). Sunbuliyye Halveti kelimesi kökünden türemiş bir tarikattır (ayrıca Halveti ve Halvetiye diye söylenir). İsmi Yusuf bin Ali’dir. Dedesine Kaya Bey derlerdi. Lakabı Sinânüddîn ve Zeynüddîn’dir. Sünbül Sinân diye şöhret buldu. Zamanının büyüklerinden oldu. Alternatif hecelemeleri veya bu ismin uyarlamaları ise şöyledir: Sümbül Efendi, Sünbül Efendi, Şeyh Sümbül, Sümbül Sinan, Sünbül Sinan. Sünbül, bir çiçek olan sünbülü ifade eder.

Merzifon’da 1452 (H.856) yılında doğan Sünbül Sinân, büluğ çağına kadar Isparta’nın Borlu kasabasında eğitim görü. Oradan İstanbul’a geldi. Fatih Sultan Mehmed ve Sultan II. Bayezid devrinin meşhur alim ve velilerinden olan Efdalzâde Hamîdüddîn Efendiden ders aldı. Sünbül Sinân, Mısır’da insanlara üç yıl kadar dinin emir ve yasaklarını öğretti. Başta hükümdar olmak üzere, bütün Mısırlılar onu çok sevdiler.

İstanbullular, Sünbül Sinân’ı büyük bir kalabalık halinde karşıladılar. Kocamustafapaşa’daki dergâhta bulunan talebeler de, yeni hocaları Sünbül Sinân hazretlerine büyük bir hürmetle bağlandılar. Bu şekilde binlerce talebe yetiştirdi. Talebelerinin içinde Merkez Efendiyi çok severdi. Onu, teveccühleri ile yetiştirip, olgunlaştırdı. Ona kızını vererek, kendisine damat etti. Padişahlar dahi Sünbül Sinân hazretlerinin huzuruna gelir, onun feyz ve bereketlerinden istifade etmeye çalışırlardı. Osmanlı İmparatorluğu’nun en büyük şeyhülislamlarından Ahmed ibni Kemâlpaşa, Sünbül Sinân’a büyük bir hürmet gösterir, geldiği zaman, kendisini en üst tarafa oturturdu.

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim Han, yanına varıp selam verdi. Selim Han daha bir şey sormadan; “Ey muzaffer Sultan! İnşaallahü teala, cenab-ı Hak Mısır’ın fethini sana müyesser edecektir. Allahü teâlânın bütün sevdikleri seninle berâberdir. Allahü teâlâ muînin, yardımcın olsun. Mısır’ın fethinden sonra İstanbul’a döndüğünde, oradaki Sünbül Sinân’dan gâfil olma sakın!” dedi. Sünbül Sinân hazretleri, 1529 (H.936) senesinde vefât etti. Vefât ettiğinde seksen yaşındaydı. Kabrini, Kocamustafapaşa’daki dergâhının ortasına kazdılar. Cenâzesini Fâtih Câmiine getirdiler. Âlimler, velîler, devlet erkânı ve binlerce İstanbullu, cenâze namazını Şeyhulislâm Ahmed ibni Kemâl Paşa’nın imâmetinde kıldılar. Sonra tekrar cenâzesini dergâhına getirdiler. Şimdi de mevcud olan türbesine defnettiler.

Sünbül Sinân hazretlerinin, Sünbülî tarîkatının usûl ve erkânı hakkında yazdığı Risâlet-ül-Etvâr adlı eserinden başka, Risâle-i Tahkîkiyye adlı bir eseri daha vardır.

Osmanlılar zamanında İstanbul’da yetişen evliyanın büyüklerinden olan ve halk tarafından Sümbül Efendi diye bilinip anılan bu zatın esas ismi Yusuf’dur, babasının ismi Ali, büyük babaları ise Kaya Bey’dir. Zeynüddin ve Sinanüddin lakaplarıyla da anılan Sümbül Efendi, 1451 (H. 856) yılında Merzifon’un Borlu kasabasında dünyaya geldi.

Daha küçük yaşlarında, ilerde nasıl bir kimse olacağının işaretlerini taşıyordu. Kendi yaşındaki çocukların koşup oynadığı zamanlarda o ilim meclislerine gider, sohbetler dinler, dinlediklerinin tesiri altında kalarak hıçkırıklarla ağlardı.

14 yaşına kadar Merzifon’un Borlu kasabasında kalan Sümbül Efendi ilk tahsilini memleketinde yaptı. Sümbül Sinan 14 yaşında ilmini tamamlamak için İstanbul’a gitti. Devrin en büyük âlimlerinden Efdalzade Hamimüddin Efendinin ders halkasına oturdu ve ondanBir gün hocası Mehmet Cemalettin Efendi talebelerinden çiçek getirmelerini istedi. Tüm talebeler ertesi gün çok çeşitli ve birbirinden güzel çiçeklerle hocalarının huzuruna çıktılar. Ancak içlerinde Yusuf Sinan solmuş ve kurumaya yüz tutmuş bir sümbülle çıkageldi. Hocası bunun hikmetini sorduğunda cevaben ”Hangi çiçeğe el attıysam hepsi Allah’ı zikir ve tesbihle meşgul idiler. Onları dalından koparıpta Allah’a ulfetlerini kesmeye gönlüm elvermedi. Baktım bu zavallı sümbül dalından kopmuş, ben de bu çiçeği size getirdim” dedi. Bu olay üzerine hocası Yusuf Sinan’a Sümbül lakabını verdi.

Sümbül Sinan hazretleri 47 yaşında üzerine aldığı şeyhlik makamında 33 sene hizmet verdi. Yolunu şaşıranlara doğru yolu gösterdi, şeytana uyanlara Allah’ı hatırlattı, gaflette olanları ikaz etti, alçalan ruhları yükseltti, nasibi olanların göğüslerine nur ve feyiz akıttı.

Zamanın büyüklerinden olan Sümbül Efendi hazretleri, Koca Mustafa Paşa dergâhında tam 33 yıl irşad vazifesiyle gerçek bir mürşit olarak hizmet verdikten sonra 1529 Eylül (Hicri 936 Muharrem) ayının ikinci Pazartesi günü dostları, talebeleri ve müridleriyle helalleşti. Müridleri başucunda Yasin-i Şerif okudular. Sümbül Sinan hazretleri 80 yaşlarında Kelime-i Şahadet getirerek öbür aleme göçtü.

Etiketler:

Konu Yazari