Hristiyanlar için Kanıtlar

Hristiyanlar için Kanıtlar
Oğul, Baba, Tanrı’nın Oğulları

“Tevhid Kitabı: Tevhid Suresi Tefsiri” Kitabı’ndan bir bölüm; yazan: Imam Ahmed el Hasan (as):

Oğul:
Tevrat ve İncil’de (Babam, Baban, Oğul, Baba, Tanrı’nın Oğulları).
4 …. Edomlular, “Biz ezildik, ama yıkıntıları yeniden kuracağız” deseler de, Her Şeye Egemen RAB şu karşılığı verecek: “Onlar kurabilirler, ama ben yıkacağım. Ülkeleri kötülük ülkesi, kendileri de RAB’bin her zaman lanetlediği halk olarak tanınacak. 5 Bunu gözlerinizle görünce, ‘RAB İsrail sınırının ötesinde de büyüktür!’ diyeceksiniz.” 6 Her Şeye Egemen RAB, adını küçümseyen siz kâhinlere, “Oğul babasına, kul efendisine saygı gösterir” diyor, “Eğer ben babaysam, hani bana saygınız? Eğer efendiysem, hani benden korkunuz? “Oysa siz, ‘Adını nasıl küçümsedik?’ diye soruyorsunuz. [1].
21 O anda İsa Kutsal Ruh’un etkisiyle coşarak şöyle dedi: «Baba, göğün ve yerin Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için sana şükrederim. Evet Baba, bunun böyle olması senin isteğindi. 22 «Babam her şeyi bana emanet etti. Oğul’un kim olduğunu Baba’dan başka kimse bilmez. Baba’nın kim olduğunu da Oğul ve Oğul’un O’nu tanıtmayı dilediği kişilerden başkası bilmez.» 23 Sonra öğrencilerine dönüp özel olarak şöyle dedi: «Sizin gördüklerinizi gören gözlere ne mutlu! 24 Size şunu söyleyeyim, nice peygamberler, nice krallar sizin gördüklerinizi görmek istediler, ama göremediler. Sizin işittiklerinizi işitmek istediler, ama işitemediler.» [2].
1 Ey ilahi varlıklar, tanıyın RAB’bi, Görkemini, kudretini tanıyın RAB’bin! 2 RAB’bin görkemini adına yaraşır biçimde övün, Kutsal giysiler içinde RAB’be tapının! [3].
1 İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturduktan sonra, öğrencileri yanına geldiler. 2 Onlara seslenip şöyle ders vermeye başladı: 3 «Ne mutlu ruhta yoksul olanlara! Göklerin Egemenliği onlarındır. 4 Ne mutlu yaslı olanlara! Onlar teselli edilecekler. 5 Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Onlar yeryüzünü miras alacaklar. 6 Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Onlar doyurulacaklar. 7 Ne mutlu merhametli olanlara! Onlar merhamet bulacaklar. 8 Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Onlar Tanrı’yı görecekler. 9 Ne mutlu barışı sağlayanlara! Onlara Tanrı oğulları denecek. 10 Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Göklerin Egemenliği onlarındır. 11 «Bana olan bağlılığınızdan ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! 12 Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşamış olan peygamberlere de böyle zulmettiler. [4].

Tevrat ya da İncil’de bulunan bu sözler, bunların bazı kısımları ve -Allah Teala’nın bir oğlu olabileceğini iddia edebilmek ya da bir kişiye, mutlak Tanrılık iddiasında bulunabilmek için- amelsiz alimlerin yorumladıkları; onlara cahil/bilgisiz olanlara muğlak/komplike gelmiştir. Ve hiçbir şekilde, bir insanın ilahlığı, mutlak ilahlık demek değildir. Bilakis, bu müşterek olarak, herhangi bir kişinin, gerçek evlatlık oluşunu reddeder (belirli bir ebeveynin çocuğu olma durumu) [5]. Ve eğer buna birisi açık bir kalple dönse, tıpkı Yüce Allah Teala’nın Yarattığından istediği gibi, gerçek ilmi istese, İsa as’ı, Allah’a hamd ederken ve bu kelimeleri sarfetmeden önce de, O’na şükrederken bulacaktır. Ve eğer biri buna adalet gözüyle bakarsa, bu sözlerin, Allah’ın mahlukatı üzerine Hüccetleri ve O’nun yeryüzündeki Halifeleri olan, tüm Peygamberler, Elçiler ve Vasiler’e uygulanabilir olduğunu görecektir.

Allah’ın Hüccetlerinden olan her bir Hüccet, kendi zamanında ümmeti arasında, Allah’ı en iyi bilendir. Böylelikle de, onun zamanında ümmeti arasında Allah’ı bilen tek kişinin o olduğu ve ayrıca hiç kimsenin de, Allah’ın Halifesi’ni ve Allah’ın Hüccetini, onu yaratan Allah dışında (Oğul’un kim olduğunu Baba’dan başka kimse bilmez. Baba’nın kim olduğunu da Oğul ve Oğul’un O’nu tanıtmayı dilediği kişilerden başkası bilmez.), gerçek bir bilmeyle bilmeyeceği de kanıtlanmış olmaktadır.

Ve, Resulullah saas’ın, onun Halifesi Ali bin Ebu Talib as’a olan bir konuşmasında şöyle geçmektedir: “Ya Ali! Benim ve senin dışında kimse Allah’ı bilemez. Ve Allah ve senin haricinde de beni kimse bilemez. Ve Allah ve benim haricimde de kimse seni bilemez” [6].

Ve ayrıca, kişi gerçeği bilmelidir, bu da, tüm yaratımın, Yüce Allah Teala’nın çocukları olduğudur. O svt, onlara bir Babanın çocuklarına merhamet ettiği gibi merhamet eder. Esasen, tek çocuğu olan bir annenin merhametinden, O svt yaratımına daha çok merhametlidir. Ve kuşkusuz Peygamberler, Elçiler ve ayrıcalıklı olanlar (as), Yüce Allah’a en sevgili olan Yaratımdır. Yani onlar, Yüce Allah Teala’yı bu anlama göre, Baba olarak en çok hak edenlerdir. Çünkü O’na itaat etmiş ve itaat etmemezlik yapmamışlardır. Tıpkı salih bir oğulun, babasına itaatli ve vazifeşinas olması gibi. Bu nedenle, bu anlama istinaden, onların Allah’ın oğulları olduğunu söylemek ve fakat mutlak İlah olmadıklarını söylemek doğru olur. Bilakis, onlar lütuf ve ihsana mahzar olmuş kullardır. {Böyle iken (bazıları) “Rahmân evlât edindi” dediler. Hâşâ! O bundan münezzehtir. Bilâkis o evlât dedikleri lutuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.} {Enbiya Suresi: 26}.

{Eğer Allah (iddia ettikleri gibi) bir evlât sahibi olmak isteseydi elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. Ama O’nun böyle bir durumla ilgisi yoktur; O bir tek Allah’tır, mutlak otorite sahibidir.} {Zümer: 4}.

Ve bu da, Kuran’da onların (as), şöyle olduklarına istinaden bulunan kanıttır: {… (bu kandil) doğuya da batıya da ait olmayan, yağı neredeyse ateş dokunmasa bile ışık veren mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Nûr üstüne nûr. …} {Nur Suresi: 35}, anlamı, onların yaratımdaki Allah olmalarıdır. Yani onlar Allah’ın bir tezahürü ve onlardan (as) olan bir hadiste de geçtiği üzere, Allah’ın suretidirler: “Esasen, Allah, Adem’i kendi suretinden yaratmıştır.” [7], Tanrı, “İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım” dedi [8], Ve onlar Yüce Allah Teala değildir. Binaenaleyh onlara bakmak, Allah’a bakmaktır. Onları görmek, Allah’ı görmektir. Ve İncil’de: Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Onlar Tanrı’yı görecekler. Ne mutlu barışı sağlayanlara! Onlara Tanrı oğulları denecek. [9]

Ve Kuran’da da aynı konuşma şöyle geçmektedir: {Oysa o gün bir kısım yüzler rablerine bakarak mutlulukla parıldayacaktır.} {Kıyame Suresi: 22& 23}.

Ebu Salt el-Herevî, İmam Ali Rıza as’ın şöyle dediğini nakleder: “Peygamber Efendimiz saas şöyle buyurmuştur: “Kim beni sağken veya ölümümden sonra ziyaret ederse Allah’ı ziyaret etmiştir.” Peygamber efendimizin cennetteki makamı herkesin makamından daha üstündür. Kim cennette kendi bulunduğu makamdan Peygamber (s.a.a)’i ziyaret ederse Allah’ı ziyaret etmiş gibidir.” Ebu Salt diyor ki; Daha sonra İmam (a.s)’dan şu soruyu sordum: Ey Allah resulünün oğlu! “Lâ ilahe illallah demenin sevabı Allah’ın yüzüne bakmaktır” şeklindeki hadisin manası nedir? İmam Rıza (a.s): Ey Ebu Salt! Kim Allah’ın kendi mahlukları gibi yüzü olduğuna inanırsa kâfirdir. Allah’ın yüzü, onun peygamber ve evliyalarıdır. Halk onların sayesinde Allah’a, dine ve Allah’ı tanımaya yönelir. Allah-u Teala buyuruyor ki: “Her şey fânidir. Yalnızca Rabbinin veçhi (yüzü) bâkidir.” (Rahman/26-27) Ve yine buyuruyor: “Onun veçhinden (yüzünden) başka her şey helak olucudur.” (Kasas/88)” [10].

Yüce Allah Teala buyurur: {De ki: Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!} {Zuhruf Suresi: 81}.

{De ki: Eğer Rahmân’ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!} Anlamı, Hz. Muhammed saas, Yüce Allah Teala’ya en yakın şeydir. Ve Allah Teala’nın yarattığı ilk yaratımdır. Ve Allah Teala’ya ilk ibadet edendir. Bu nedenle, eğer Yüce Allah Teala bir çocuk edinmek isteseydi (haşa, Allah Teala bundan münezzehtir), bu Hz. Muhammed saas olurdu ki; zira, Yüce Allah Teala tarafından yaratılan ilk şeyin, oğlu ya da kelamı olduğunu söylerler. Bu nedenle, Hz Muhammed saas, “Ben Yüce Allah Teala’ya en yakın yaratımım” demiştir. Ne, “Ben Yüce Allah Teala’dan ayrılmış olan oğluyum” demiştir, ne de, “Ben mutlak Tanrıyım” demiştir. Bilakis, “Ben Abdullah’ım (Allah’ın kulu)” ve “Abdullah’ın (Allah’ın kulu) oğluyum” demiştir. {Böyle iken (bazıları) “Rahmân evlât edindi” dediler. Hâşâ! O bundan münezzehtir. Bilâkis o evlât dedikleri lutuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.} {Enbiya Suresi: 26}.

Böylece, her kim gerçeği arıyorsa, gerçeğe ulaşabilmesi ve kendisini Yüce Allah’ın gazabından koruyabilmesi için, araştırmasında çok hassas ve samimi/dedike olmalıdır. {Hakikaten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız. Bundan dolayı, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir! Rahmân’a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden. Halbuki çocuk edinmek Rahmân’ın şanına yakışmaz. } {Meryem Suresi: 88 – 92}.

Read More